Yükleniyor Etkinlikler

« All Events

  • Bu etkinlik geçti

ALİ RIZA DEMİR 2 OCAK’TA OLBA EVİ’NDE..

Ocak 2 @ 19:00 - 20:00

Ali Rıza DEMİR

Adana’da 1970 yılında doğan Ali Rıza Demir fotoğrafla 1985 yılında lise çağlarında arkadaşlarının anı fotoğraflarını çekerken tanışmıştır. Kara Harp Okulu’na 1989 yılında başlayıp 1993 yılında mezun olduktan sonra 2004–2006 yıllarında öğrenim gördüğü Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde Yönetim ve Organizasyon dalında yüksek lisans derecesi almış, Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümünden ise 2014 yılında mezun olmuştur. Fotoğraf eğitimi ile ilgili okuma, izleme ve üretme süreçlerini hep birlikte yürüterek 2006 yılında fotoğrafı bir ifade biçimi olarak kullanmaya başlamıştır. Çeşitli kurum, kuruluş ve derneklerde fotoğraf eğitimi ve seminerler veren Ali Rıza Demir, ulusal ve uluslararası birçok yarışmada ödüller almış, kişisel sergi açmış, karma sergilere katılmış, kişisel gösteriler yapmıştır. Çok sayıda ulusal ve uluslararası yayında yer alan fotoğraflarının birçok uluslararası fotoğraf yarışmasında başarılı olması üzerine FIAP (Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) tarafından 2010 yılında AFIAP (Artist:Sanatçı) unvanı ve 2011 yılında da EFIAP (Excellence:Mükemmellik) unvanı ile ödüllendirilmiştir. FIAP Yönetim Kurulunun fotoğraf sanatı dalındaki başarıları nedeniyle 2013 yılında FIAP Usta Fotoğrafçı MFIAP (Master:Usta) unvanını vermesiyle MFIAP unvanını alan ilk Türk fotoğraf sanatçısı olmuştur.

 

SİRKECİ-GALATA KÖPRÜSÜ-KARAKÖY 

Gülhane Parkı yokuşunda açılır tarihi yarımadanın kapıları; diğer tarafta sanatın ve kültürün İstanbul’daki, hatta Türkiye’deki Merkezi Beyoğlu’nun giriş kapısı Galata Kulesi yokuşunda. Ben size her iki kapıyı birleştiren SİRKECİ-GALATA KÖPRÜSÜ-KARAKÖY hattının hikâyesini anlatacağım; Sirkeci Tren Garı’nda başlar bu hikâye, Karaköy’de tarihi tramvay durağında biter.

Sirkeci-Karaköy hattında; her milletten, her kültürden insanlar hep beraber oradadır, ben de orada. Beni de aralarına kabul ettiler; sordum cevapladılar, güldüler güldüm, üzüldüler üzüldüm, hem konuştuk hem paylaştık yaşadıklarımızı.

Belki İngiliz, belki Amerikalı belki de Türk; İstanbul’a gelmişler, belki de ekmek parası peşine, belki de İstanbullu, hepsi de farklı. Bazen fotoğraf makinesine aldırmazlar, bazen de bakmaktan çekinmezler, güler geçerler…

Sirkeci-Galata Köprüsü-Karaköy; İstanbul’a gelip de buradan geçmeyen yoktur herhalde. Yılın her mevsiminde, gecesiyle gündüzüyle, günün her saatinde değil dakikalar içinde farklı bir yoğunluk, farklı bir zıtlık veya farklı bir yaşam buradan akıp gider.

Arkasındaki küfede dalından sarı sarı ayvalar, kıp kırmızı elmalar satan amca, tatlıcısı, midyecisi, şarkıcısı. Bazen işportacıların kendileri, bazen de sattıkları değişiyor. Yağmurda şemsiye satarken, karda bere ya da eldiven satar, bazen de yaşlılara okumak için mercek. Burada her şey satılır, her şeye de mutlaka bir müşteri çıkar.

Sadece seyyar satıcılar mı? Martıların melodileri eşliğinde bazen güneşli, bazen de yağmurlu günlerde şemsiye altında romantizmi yaşamak için buluşan sevgililer. Ya da hafta içi çalışan veya okula giden gençlerin pazar günü gezi güzergâhıdır burası. Farklı kültürden, farklı inançlardan, farklı insan profilleri.

Futbol topu ile düşürürsen üç kola kutusunu, kazanırsın bir paket Marlboro sigarayı. Kaçak sigara satanlardan farklı şapkasıyla Ciguli Sena ayrı kişiliktir, Sirkeci’de.

Oto portre vardı önceleri veya anı fotoğraflarımızı çekmesi için başkalarından rica ederdik, artık insanlar kendi fotoğraflarını kendileri çeker oldu. Günümüzün en popüler fotoğrafı, “Selfi Fotoğrafları”. Bu çekimi kolaylaştıran bir de aparat var, “Selfi Çubuğu”. Bunu işportacı satarken şu nameler kulağımızda yankılanır, “Selfide gördüm manken gibi yanına gittim Kezban gibi.”

Elinde termosuyla Galata Köprüsü’nün çaycısı Vahap’ın, evinde kendi elleriyle yaptığı poğaçayı sıcak sıcak satan Münevver teyzenin, herkesin farklı bir hikâyesi var. Simitçi Burak, halâ okuma heyecanını kaybetmemiş müşteri beklerken bile kitabını elinden bırakmaz.

Belediyenin görevlileri de yağmur kar demeden devam ederler temizliğe kar kürümeye. Bazen yolları bazen de denizi temizlerler.

Balık ekmeğin kokusu Eminönü’nü bazen de Karaköy’ü sarar. Her taraf duman altı olsa da tadına doyum olmaz, hem lezzetli bir o kadar da ekonomiktir, orta direğin öğle yemeği balık ekmek. Tarzları farklıdır, Tarihi Eminönü Balık Ekmekçilerinin…

Yeni Cami’yi, Milli Piyangonun şans kapısı Nimet Abla, güvercinler için yem satan yemciler, kestaneciler, simitçiler çevrelemiştir. Camiyi vapur iskelesine bağlayan alt çarşının da farklı bir dünyası vardır; kotçusu, gözlükçüsü, ışıl ışıl fırıldakçısıyla.

BMW motosikletini insanlara göstermek için vapur iskelesi önüne, kırmızı Mercedes arabasını sergilemek için Galata Köprüsüne park etmişlerdir. Nedendir, kim bilir, onlar da farklı bir ilgi beklemektedir oradan geçenlerden.

Balık tutmak bile bir kültür, bir gelenek haline gelmiş Galata Köprüsü üzerinde. Soğuk havalarda teneke sobalarının etrafındaki sohbetlerde bir başka olur Galata Köprüsünde, bir de yaktılar mı nargileyi keyiflerine diyecek yoktur.

Siz hiç İstanbul’a geldiniz mi, buralardan geçtiniz mi?

Detaylar

Tarih:
Ocak 2
Saat:
19:00 - 20:00

Mekan

Olba Evi
2204. Sokak 5 A, Eğriçam Mahallesi, 33110 Yenişehir/Mersin
Mersin, 33110 Türkiye
+ Google Haritalar
Telefon:
0532 411 47 83 Hulki Muradi

Detaylar

Tarih:
Ocak 2
Saat:
19:00 - 20:00

Mekan

Olba Evi
2204. Sokak 5 A, Eğriçam Mahallesi, 33110 Yenişehir/Mersin
Mersin, 33110 Türkiye
+ Google Haritalar
Telefon:
0532 411 47 83 Hulki Muradi