54 yaşında.
Mersinli.
Girit göçmeni bir ailenin çocuğu.
Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu.
Yarım yüzyılı geçmiş hayatının büyük bölümünü kendi kentinde yaşadı. Mersin tutkunu.
Aile mesleği olan sigortacılık sektöründe profesyonel yönetici olarak çalışıyor.
Otizmli bir birey olan Doğu Arman’ın babası. 20 yıldır oğlunu hayata hazırlıyor.
Müzik dinlemeyi seviyor. Türkü de dinler,bozlak da. Türk Sanat Müziği ve Klasik Müzik dinleyici seviyesinde hoşuna gider.
Fado ise ayrı bir tutkudur Hulki için.
Derin acıların, hüzünlerin, özlemin, nostaljinin, mutluluğun ve aşkın ifade edildiği 19. yüzyıldan günümüze kadar uzanmış bir Portekiz halk müziği türüdür.Amalia Rodrigues hayranıdır.

Fotoğrafa dair kitapları okumayı sever. Roland Barthes ’in ‘Camera Lucida’ isimli eseri
başucu kitabıdır.
Japon yazar Haruki Murakami, kitaplarını severek okuduğu Sürrealist bir sanatçıdır. “Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları” ve “Sputnik Sevgilim”isimli eserler son okuduğu kitaplarıdır.
1987 yılında kurulmuş olan Mersin Rotaract Kulübünün kurucu Başkanı..
Adana Tepebağ Rotary Kulübünde 2 dönem Saymanlık ve Genel Sekreterlik Görevini üstlendi.
2000 yılından bugüne Fotoğraf sanatı ile ilgileniyor.
Mersin Olba Fotoğraf Derneği kurucu üyesi. 2017 yılı başından bugüne Başkanı.
2013 yılında Yunus Nadi Fotoğraf ödülünü kazandı.
Ulusal ve Uluslararası Fotoğraf yarışmalarında jüri üyeliği yaptı.
2015 yılında EFIAP ünvanı taşımaya hak kazandı.
“Antik Bir Rüya, Kilikya ” isimli kitabını 2007 yılında hazırladı ve sanat severlerin beğenisine sundu.
“Hayat Bir oyun mu ?” isimli sergisini 18 Mayıs 2016 tarihinde MTSO’nın 130. yılı etkinlikleri çerçevesinde açtı.”Fotoğraflarla Hayatımızın Amacı” ve “Bencil Genle Savaş” oğlunun eğitimindeki deneyimlerden hareketle insanları hayat yolculuğunda olası sürprizlere hazırladığı bir sunum. Sunumunu yurtiçi ve yurtdışında 70′ e yakın salonda bireylerle buluşturdu.
Mersin Olba Fotoğraf Derneği Başkanı ve kurucu üyesi.
2017 yılının Kasım ayında kendi stüdyo ve galerisini açtı.Fotoğraf çekim gezileri ve ticari fotoğraf çekimleri yapıyor.
Fotoğraf onun için “Gönül Gözü”
www.hulkim.com
hulkimuradi@yahoo.com

Sevgilim Pekin Makalesi için devam ediniz..

Sevgilim Pekin

Uçağımız Bejiing ya da Çince anlamı ile Kuzeydeki Başkente inişe geçtiğinde içim seyahat etme keyfi ile kıpır kıpır. Uzun ve konforlu uçuşumuz keyifli menülerle donatılmış olsa da aklım Tianenman yakınlarındaki Quanju bölgesine gitmekte. Amacım bir zamanlar sadece İmparatorlara sunulan bir ayrıcalık olan Pekin Ördeğinin tadına bakmak. Fasulye filizi, soya sütünden yapılan Tofu ve Dumbling tatmayı da ihmal etmemeliyim. Yemekler genellikle ‘Wok’ adı verilen ve bizim mutfaklarımız da giren çukur tavalarda pişirilerek kullanması sabır isteyen çubuklarla yeniliyor. Çinlilerin ‘Noodle’ın ne kadar uzunsa yaşamın da o kadar uzun olur’ söylemine takılmadan incecik makarnalarını denemeyi bir sonraki yemeğe bırakıp lokantadan ayrılıyorum. Yolum sağlı sollu yeşil çay satan dükkânların arasından geçiyor. Rahatlatan aroması ile bu lezzet Çinlilerce şifa niyetine de kullanılmakta. Çay yaprakları toplanıp kısa bir süre kurutularak içilince vücut için antioksidan vazifesi gördüğü söylense de üç fincanı geçmemeye dikkat ediyorum. Yıllandırılarak kurutulan çay yaprakları ise siyah bir renk alarak bu kez karşımıza ‘Puar’ ismi ile çıkıyor. Sadece çay değil dondurmanın da anavatanı bu ülke. Geçmişi neredeyse 2000 yıl eski olan bu soğuk tatlıyı Çinli aşçılar İmparatorlarını mutlu etmek üzere icat etmiş ve bir seyahati esnasında ülkeye uğrayan Marco Polo tarafından da beğenilince İtalya’ya götürülerek tüm dünyaya yayılmış.
Bir sonraki sabah güneşin ilk ışıkları eşliğinde Pekin’in ortasında dünyanın en büyük meydanı Tiananmen ile buluşuyorum. Hemen karşısında 1644 den 1911 yılına dek Qing hanedanına evsahipliği yapmış Yasak Saray bulunmakta. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen her yaştan Çinlinin sokaklarda Tai-Chi Chuan (yüce nihai yumruk) yaptıklarını görmek mümkün. Otobüsüme binmeden evvel ben de onlara katılarak sporun verdiği pozitif enerji ile doluyorum.

CENNET TAPINAĞI

Çinli filozofların ‘İnsan ve doğa arasındaki müthiş armoni’ diye tanımladıkları, çivisiz inşa edilen tapınağın bahçesine girerken ‘Feng Shui’ kurallarına göre Güney kapısını kullanmalıyım. Kuzey kapısı kötü ruhların içeri girmesini önlemek amacı ile Çinliler tarafından asla kullanılmamakta. Ming ve Çing Hanedanlarından yirmiiki imparatorun taht seremonilerine tanıklık eden alanda yapılar ses dalgası yayılma prensiplerine göre inşa edilmiş. Bakımlı bahçeler içinden İmparatorların Tanrılar ile sohbet ettikleri yere girdiğimde kulaklarım inanılmaz bir uğultu ile buluşuyor. Tapınağın kullanıldığı zamanlarda en önemli dönemi sayılan 20 ve 23 Aralık arasındaki tarihlerde imparator oruç tutup meditasyon yapar, tanrılardan bereket diledikten sonra tapınak içindeki ‘Yuvarlak Sunak’ta kurban seremonileri düzenletirmiş. Pekin halkı da kapılarını kapatıp saygıyla bu ritüelin bitmesini beklerlermiş.
HUTONGLAR-Pekin’in 700 yıllık mahalleleri
Çinli yazar Tie Ning ‘Sonsuz ne kadar uzun’ isimli eserinde Pekin’i ağaç yaprağına Hutongları da onun damarlarına benzetir. Bugün genelde Yasak Şehir civarında rastlanmakta olan ve yaşam koşullarının pek de sağlıklı sayılamayacağı evler son on yıldır cafe, restoran veya butiklere dönüştürülerek yenilenmekte. Kısa molam için böyle bir mekânı gözüme kestirerek kahve eşliğinde ülkeye özgü şarkılar dinledikten sonra taksi çağırıyorum. Çinceniz olmasa bile yapmak hiç zor değil. İnternete bağlı bir telefonunuz varsa taksi sadece bir tık ötenizde. Atılan konum sayesinde onlar sizi bulunduğunuz yerden alıp istediğiniz mekâna bırakıveriyorlar. Gideceğim yer 2000 yıllık geleneğin ayrılmaz bir parçası Pekinli Akrobatları izleyeceğim Chaoyang Tiyatrosu. Bisiklet, ip, trapez cambazları, sopaların üzerinde hızla döndürülen tabaklar muhteşem bir görsel şölen. İzlence bittikten sonra yürüyerek onbeş dakika uzaklıktaki Wangfujing caddesine geçiyorum. Ünlü markaların da bulunduğu dev caddede ilgim sokaktaki yemekçiler. Bizdeki dürümcü ve köfteciler yerine burada çeşitli deniz ürünü ve böcekleri ızgara ederek satışa sunan tezgâhlardan baharat ve duman kokuları yayılıyor. Caddede turumu tamamladıktan sonra oyalanmadan taksi ile otele dönüyorum. Sabah erken kalkmalıyım.
Çin Seddi
Kadim Çin inanışına göre yardımsever bir ejderhanın bıraktığı izleri takip ederek inşa edilen Unesco Dünya Mirası Listesine dahil duvarın yapımı sadece bir milyonun üzerinde cana mal olmakla kalmamış bugün dahi inşaatlarda kullanılan el arabalarının icat edilmesine de tanıklık etmiştir. Kalıntıları Po Hay körfezindeki deniz kıyısından başlayarak ülkenin Kuzeybatı yönünce uzanan duvar Altın Nehir Huang Ho’yu ikiye böler güneybatıda Moğolistan’ın Gobi çölü ile buluştuktan sonra batıya saparak devam eder. Gezime turistlerin ilgi alanı Ming Hanedanlığı döneminde Badaling Bölgesinde yaptırılıp 1957 de ziyarete açılan kapıdan devam ediyorum. Yapımı M.Ö. 221 yılında başlayıp M.S. 608 de Ming Hanedanlığı döneminde sonlanan bugün yıkılmış kısımları da dahil edilecekse toplamı 8581,88 km olan duvarın günümüzde tanık olunan bölümü 2.500 kilometrelik settir.
Askeri Depo-Bugünün sanat Merkezi Art 798
Dashanzi Bölgesinde 1950’lerde askeri kullanım amacı ile inşa edilen depo bugün Art 798 adı ile anılan sanatseverlerin akın ettiği bir merkez. 2006 yılından beri Nisan sonunda başlayıp Mayıs sonu biten Art 798 Festivali her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden gelen sanatçılarla burada kucaklaşıyor. Art 798 Yaratıcı Festivali ise Eylül sonu başlayıp Ekim sonuna dek sürmekte. Sanat galerileri, mağazalar, cafeler, Duvar Grafitileri, defileler ve sergileri festivalleri renklendiren diğer etkinlikler. Benim seçimimse 798 Foto Galeri ve burada sergilenen Chen Guangjun’a ait fotoğraflar. Gezmekten yorulduğunuzda dünya mutfaklarının sergilendiği cafelerden birini seçerek keyfinize bakabilirsiniz. Sonraki durağıma geçmeden evvel ben de krep eşliğinde kahve tercih ediyorum.
Lama Temple
1694 yılında Qing Hanedanı tarafından inşasına başlanıp 1722 de Ming Hanedanlığı tarafından tamamlanan Yonghe tapınağı diğer adı ile Lama Temple Pekin’in Dongcheng bölgesinde yer alır. Yedi kapılı mekân inancınız her ne olursa olsun gezdiğinizde içinizi anlatılmaz bir huzur ile dolduruyor. 1949 yılında ibadete kapatılan Lama 1981 yılında yeniden açılarak insanları ile özlem gidermeye başlamış. Gerek otobüsler ve gerekse şehrin her yanına hizmet veren Metronun Lama Temple’a da seferleri bulunmakta.

YAZLIK SARAY-SUMMER PALACE
Bir zamanlar imparatorların yazlık evi görevi gören saray üç ana bölümden oluşmakta. Kunming Gölü, Wan Shoushan (Uzun Ömür Dağı) zarif köşkler, kasırlar ve bahçeleri ile uyumlu bir ahenk içinde. Yemyeşil bahçelerin içinden geçip Kunming gölünün ortasındaki adaya uzanan köprü üzerinde yürürken İmparatorun feodalizmini hissediyor saray odalarında Çin’in geçmişini gösteren teknolojik objelerle gelişimine tanıklık ediyorum. Bir zamanlar lüks ve rahat bir yaşamın sürdüğü bu sarayın aynı zamanda Çin de ilk elektrikli lambanın kullanıldığı yer olduğunu hatırlıyorum.
Uçağımız Bejing’den ayrılırken huzurluyum. Bir zamanlar ticarete direnmiş olsa da bugün dünya pazarında önemli bir yeri olan Çin, turistik güzellikleri, doğal lezzetleri ve saygı dolu insanları ile seyahat anılarımın en güzel yerinde kalacak.