Temmuz 2018 online sergi konuğumuz Sema Demirkol.

Sema Demirkol, üretken ve iyi bir fotoğrafçı.

İyi fotoğraf çekebilirsiniz ama iyi insan olmak çok değerli..İkisini bir özellik olarak üzerinizde toplamanız verdiği mutluluğa doyumsuz bir  konu..

Haldun Taner’in ölümsüz eseri “Keşanlı Ali Destanı” nı Mersin Devlet Opera ve Bale sanatçıları sahnelediler. Melih Öztürk’ ün yönetiminde sahnelenen oyun tam not aldı.Sema Demirkol, eserin sahnelenmesine kadar geçen zamanı ve oyunu kulisten itibaren proje arkadaşları ile birlikte fotoğrafladı ve sergi ile taçlandırdı..

Şimdi hem Sema Demirkol hem de “Keşanlı Ali Destanı” hakkında kısa bilgiler ile sizi baş başa bırakıyor,keyifli bir sergi için iyi seyirler diliyoruz..

SEMA DEMİRKOL

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’ n den mezun oldu. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’n da (TEGV) gönüllü olarak çalıştı.

2011 yılında henüz bir fotoğraf makinesi olmadan Mersin Olba Fotoğraf Derneği’ nde başladığı fotoğraf eğitimine ağabeyinin kendisine doğum günün de hediye etmiş olduğu Nikon D 90 ile devam etti. Böylece bu büyülü dünyanın kapıları kendisine açılmış oldu. Büyük bir hevesle başlamış olduğu fotoğraf yolculuğunda;

MOF 2013 2.Uluslararası Fotoğraf Yarışmasında FIAP Best Author oldu.

Katıldığı Uluslararası fotoğraf yarışmaları sonucunda 2014 yılında ilk unvanı olan GPU CR1’i aldı. Çalışmalarını daha ileri götürerek 2015 yılında GPU APHRODITE ve FIAP AFIAP unvanlarını aldı.

2014 ”Panorama Mersin” ,2017 “Keşanlı Ali Destanı”,2018″Anka Üreten Kadın Derneği ile ortak proje ile sergilere imza attı. Panorama Mersin çeşitli illerde sergilendi aynı zamanda bu isimde bir fotoğraf albümü oluşturuldu.

2015 yılında Naciye Suman Uluslararası Fotoğraf Yarışmasında ilk kez jüri üyeliğini yaptı.

2016 yılında Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümünü bitirdi.

2016 yılında fotoğrafı TFSF Doğa Bienali Türkiye Takımına seçildi ve ülkemizi uluslararası platformda temsil etti.

2012-2016 yıllarında Mersin Olba Fotoğraf Derneği’ nin arşivlerini düzenledi.

2017 yılında “Fotoğrafımızda 1960’tan Günümüze” adlı kitapta yer aldı.( Kitabın oluşmasında ki beş kişilik ekipten biri olarak çalıştı.)

Sema için Fotoğraf;

Nasıl desem, Yaşama sevincim, yaşamın ve yaşanılan anlarımın ispatıdır. Kana kana içilen su, narin bir kelebeğin kanadındaki mutluluktur.

Küçük bir çocuğun gülümsemesi, sıcacık bir ekmek kokusudur.

Kısacası Fotoğraf; Hayatın yansımasıdır ayna misali…

Mutlu olmak için tek yapmanız gereken şey makinenizi elinize almak ve deklanşöre korkusuzca basmanız olacaktır.

Keşanlı Ali Destanı Hakkında

KEŞANLI ALİ DESTANI

 

ESER HAKKINDA GENEL BİLGİLER 

“Keşanlı Ali Destanı” adlı oyun, neredeyse epik özelliklere yaklaşan bir dramdır. Bu drama geleneksel halk tiyatrolarımızın bazı özelliklerini modern bir anlayış ile yorumlaması, gelenekli Türk Tiyatrosu ile bu açılardan bağlantılar kurabilmesi yönünden de ilgi çekebilmiş bir oyundur.

Oyun ilk kez 31 Mart 1964 tarihine Gülriz Sururi-Engin Cezzar tiyatrosunda sahnelenmiş 1964- 1970 yılları arasında Türkiye’de toplam 493 kez sahnelenmiştir. Hala da Türk tiyatrosunun en önemli tiyatro oyunu ve eserlerinden birisi olma özelliğini korumaktadır.

Oyun 1964 yılında Atıf Yılmaz tarafından aynı adla sinemaya uyarlanmış. Oyunun yazarı Haldun Taner’in Atıf Yılmaz’la birlikte senaryosunu yazdığı bu siyah beyaz filmin başrollerinde Fikret Hakan (Keşanlı Ali) ve Fatma Girik (Zilha) oynamıştır. Eser birkaç kez daha filme alınmış dizi film olarak TV kanallarında gösterime girmiştir.

Oyundaki tiplemeler gecekondularda yaşayan insanların dünyalarını, yaşam koşullarını, özlem, beğeni hayat anlayışlarını başarıyla ortaya koyabilmiştir. Keşanlı Ali Destanı ülkemizde çok sevildiği gibi pek çok ülke dillerine eser olarak çevrilmiş hatta sahnelenmiştir. Amerika’da, Lübnan’da oyun olarak sahnelenme başarısını göstermiştir.

Keşanlı Ali Destanı, Cumhuriyetin ilk yıllarından Demokrat Parti dönemine kadarki süreçleri mizahi ve eleştirel bir bakışla dile getirmektedir. Eser halkın geri kalmışlığı, batıl itikatları ve yaşamı hakkında mizahi bir eleştiri sunmaktadır.

Türkiye’de “Gecekondu” deyiminin ilk kez kullanıldığı 1940’lı yıllardan beri birçok film bu sosyal soruna değinmişti. Keşanlı Ali Destanı filmi (ve uyarlandığı tiyatro oyunu) bu konuyu ele alan ilk eserler olması dolayısıyla onu takip eden filmlerde az veya çok bu iki eserden de izlere rastlanmaktadır.Keşanlı Ali Destanı Türkiye’de Gecekondu Sorununu ele alan ilk oyun olma özelliğini de taşımaktadır.

ESERİN ÖZETİ :

Ali, Sineklidağ’da oturan bir gençtir. Zilha isminde bir kızı çok sever. Birgün Zilha’nın amcası öldürülür ve suçu Ali’nin üzerine atarlar. Zilha’nın amcası da mahallenin belalılarından biridir. Herkesten haraç toplar ve kimse tarafından sevilmez. Ali bir türlü suçsuzluğunu ispat edemez. Mahallenin en sevilmeyen adamını öldürdü diye herkes tarafından sevilir ve mahallede ünlenir. Hapishaneden çıkınca muhteşem bir karşılama töreni hazırlanır.Herkes ona sevgi gösterir.Ali mahallesine gelir gelmez, mahallenin muhtarlığına adaylığını koyar. Ali seçimleri kazanır ve muhtar olur. Mahallede kısa sürede çok şey değiştirir. Haraç olayını kaldırır ve mahalleyi bir düzene koyar. Zilha amcasını öldürdü diye Ali’ye yüz vermez. Ali kıskançlığından çatlamaktadır. Bu arada, Ali’yi sevmeyen kişiler yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve arkasından sessizce kuyusunu kazmaktadırlar. Bülent Bey adıyla anılan zengin birisi mahalleye gelir. Mahallede bir işi vardır. Mahallede gezerken Zilha’yı görür. Zilha’yı görünce çok şaşırır.Çünkü eski eşi Nevvare’ye çok benzemektedir. Nevvare kızını ve Bülent Bey’i terketip, başkasına kaçmıştır. Kızı da Zilha’ya inanılmaz bir yakınlık duymuştur. O yüzden, Bülent Bey Zilha’yı evinde çalışması için ikna eder. Zilha’yı evine götürür. Ali bunu duyunca çok sinirlenir ve Zilha’yı Bülent Bey’in evinden almaya gider. Bu arada Bülent Bey’in eski eşi Nevvare, evini çok özlemiş ve evine dönmüştür. Ali, kapıyı çaldığında , kapıya Nevvare çıkmıştır ve Zilha diye yanlışlıkla Nevvare’yi kaçırır. Sonunda onun Zilha olmadığını anlar, fakat iş işten geçmiştir. Bu arada, Zilha’nın amcasının gerçek katili ortaya çıkmıştır. İsmi de Cafer’dir. Cafer’den Ali’yi öldürmesini isterler. Çünkü Ali  gerçekten çok şeyler başardığı için bunu çekemezler.Durumu geç de olsa anlayan Zilha ,Ali’nin yanına döner ve barışırlar. Beraber mutlu bir hayat sürceklerini zannederler, fakat Cafer Ali’yi öldürmekte kararlıdır. Cafer evin önüne gelir ve Ali’den evden çıkmasını ister. Ali tam evden çıkarken Cafer ateş eder ve Ali vurulur. O acıyla Ali silahı tuttuğu gibi Cafer’i öldürür. Bu sefer Ali gerçekten katil olur. Böylece Ali tekrar hapishaneye döner, ama Keşanlı Ali Destanı ömür boyu sürer.